25 Aralık 2006

NOHUTLU PIRASA

Oldukça klasik bir tarif.Tam kışa ve Ege ye uygun.Baba-annem Allah rahmet eylesin pek severdi nohutu. İşte azot mineral ve vitamin bakımından zengin klasik bir yemek tarifi.


MALZEMELER
1 kilo pırasa
1 su bardağı nohut
dilediğiniz kadar zeytinyağı
1 baş soğan
1-2 yemek kaşığı salça
tuz

HAZIRLANMASI

1. Nohutu bir gece önceden ıslatın.Ertesi gün suyunu süzüp yumuşayıncaya kadar haşlayın.Haşlama suyunu atın.
2. Pırasaları ayıklayın yıkayın ve dilimleyin..
3. Soğanı çentin zeytinyağında kavurun. Pembeleşince salçayı ilave edin.
4. Pırasaları koyun.nohutları ekleyip.pırasaların üzerini bir parmak geçinceye kadar ılık su ilave edin.Tuzunu koyun.
5. Kısık ateşte pırasalar yumuşayıncaya kadar pişirin.


NOT :
· Bakliyatınızı haşlarken asla içine tuz atmayın.Sertleşirler.
· Bakliyatın tazeliğinden çok emin değilseniz akşamdan ıslattığınız suya bir tatlı kaşığı karbonat koyun.Ancak ıslatma suyunu süzüp yıkadıktan sonra taze su ile haşlayın.


Afiyet olsun
Oylum ÖZMEN

23 Aralık 2006

AŞURE

Sevmeyen var mıdır? Parmak kaldıranı köşeye alalım ve bir de bu aşureyi tatmasını sağlayalım lütfen. Sonra da seyredin bakalım 180 derecelik dönüş nasıl olur muş? Sevgili Nilgün’ün becerekli ellerinden çıkmış ve fotoğraflanmış aşure tarifi ise şöyle :

MALZEMELER

1/2 kg aşurelik buğday
1 su bardağı kuru fasulye
1 su bardağı nohut
1 su bardağı pirinç
1,5 kilo toz şeker
250 gr kuru kayısı
3 adet elma
250 gr kuru çekirdeksiz üzüm
2 çorba kaşığı toz sahlep
4-5 adet damla sakızı veya 1 çorba kaşığı zencefil
1 paket kuş üzümü
250 gr ayıklanmış ceviz
1/2 su bardağı badem
2 tane ayıklanmış nar
1 su bardağı susam
tarçın

YAPILIŞI

Buğday,nohut,kuru fasulye 'yi 7-8 saat önce ayrı ayrı suda ıslatıyoruz.

Daha sonra fasulye ve nohutu ayrı ayrı haşlayıp suyunu süzüyoruz.

Buğdayı haşlıyoruz fakat suyunu süzmüyoruz diğer haşladıklarımız ile birleştirip büyük bir tencereye alıyoruz.

Pirinci ilave ediyoruz .

Üzerine koyuluk durumuna göre 1-2 litre kaynar su ilave ediyoruz.

Hepsini birlikte 1 saat kadar karıştırarak pişiriyoruz.

Karışım kıvam almaya başlayınca bir miktar soğuk su ile sahlep ve zencefili (yada damla sakızını) karıştırıp kaynayan karışıma ilave ediyoruz.

Bu arada kuru kayısıları ve üzümleri suda ıslatıyoruz. Kayısıları küçük küçük doğruyoruz ve elmaları soyup küçük küçük dilimliyoruz.Hepsini karışıma ilave ediyoruz .

İyice piştikten sonra karışıma toz şekeri ilave ediyoruz. Yarım saat kadar karıştırarak tadının özdeşleşmesini bekliyoruz.

Daha sonra kaselere döküyoruz üzerine kavrulmuş susam, tarçın ceviz,badem, nar ve kuş üzümüyle süslüyoruz.


Afiyet Olsun

Nilgün EREL

22 Aralık 2006

İZMİR ÜSTÜNE

Bu sabah hava harika. Güneş pırıl pırıl . Kim demiş İzmir'in havasina güven olmaz diye. Dünkü fırtınadan sonra çikti işte. Dayanamaz İzmir’de Güneş gülümseyiverir güzelim şehrime tüm ihtişamıyla. İnadına güven İzmir’in havasina Güneş hep burada, hiç nazlanmaz. Evden çıkmadan once Çatalkaya ya doğru bakman yeterli. Orası yağmurlu ise bil ki yağmur yağacak. Gene de unutma yağmurdan sonra Güneş uğrayacak şehrime, kaldırımlar kuruyuverecek gençler, çocuklar sokaklara dökülecek..Herodot’un dediği gibi dünyanın en güzel ikliminde yaşıyoruz.Güneş ve İzmir aşık ile maşuk gibidir burda.

Bu şehri çok seviyorum. Tuz kokusunu, rahatliğini, Kemeralti'ni, vapurlarini, Güneş’in batişini (bu kadar güzel güneş batişi bir de Rio De Janerio da varmiş, öyle der büyüklerimiz.), konuşkan güler yüzlü kadinlarini.
Bir gün hiç unutmam Ankara'da belediye otobüsündeyim.Bir hanim yaklaşti yanima ve sordu :
-pardon İzmir’li misiniz acaba ?
şaşirdim tabii nerden anladiğini sordum.
--Bir kere çok konuşuyorsunuz dedi ve ilave etti
-ayni zamanda da renkli giyinmişsiniz.

Eeee birde dillere destan güzelliğimiz var hemen farkediliyoruz demek ki daha ne olsun.

Yaz akşamlari balkonu yikadiktan sonra ıslak ayaklarla şöyle bir sigara yakilip kahveler höpürdetildi mi deymeyin keyfe. Hele bir de körfeze bakan bir terasta iseniz hanim hanima yapilan azicik fal azicik dedikodu ve açik saçik fikralar ;Bazende gevrekyeşil biber domates ve tulum peyniriyle yapılır akşam üstü sohbetleri. Güneş uykuya yatarken bundan tatlısı var mi? Akşamları ise mangallar yakılıp çupralar ateşle dansa başladı mı yudumlamaya başla rakını.Tarator soslu deniz börülcesi , beyaz peynir ile demlenir once kafalar balık , deniz ve yıldız eşliğinde.
Buzlu badem le birlikte Kordon’da içtiğin buz gibi biranın tadını unutmaya imkan var mı?

Canın sıkıldı mı atla arabana ver elini Çeşme, Foça, Kuşadası, Teos, Kalamaki,Seferihisar ve Urla.

İzmir in kadini rahattir, korkusuzdur, azicikda ağzi bozuktur. Bende severim argo konuşup ağzi dolu dolu küfretmeyi.Yeri geldi mi ne rahatlatir insani. Sayfalarca yazacağin duygularini iki kelimede özetlersin "çok konuşmada almayalım paçani aşaği" .

Bu kadar dobra, laf ebesi efelik damari kabardi mi gözlerinden kivilcimlar fişkiran konuşurken adamın gözünün içine korkmadan bakan kadinlari ancak bizim gibi kor ateşler söndürdüğünden olsa gerek ataerkil kafayla büyümüş kendine olan güven eksikliğini örtmek için feodal takılan “sert erkekler” bizim şehrin kadınlarını sevmezler pek. Her adamın harcı değil efe olmak.

Biz İzmir’liler flört etmeyi de severiz. Havasında var ne yapacaksin hormonlarını bozuyor adamin. İlkbaharda buram buram ıhlamurlarin kokusu denizin kokusuyla ebrulanirken insanin aklina aşktan başka ne gelir ki. Bu şehir buram buram aşk kokuyor.Bu şehirde aşk her şeye rağmen hala var.
Ah ne güzeldir yaz akşamlari şortlari ayağa geçirip sırtta askılı bluzlar ayakta terlik ile sahil boyunda çiğdem çitleyip dedikodu yapmak. Yarı rumca yarı türkçe izmirce konuşup sicaktan yanan enseleri ödünç paramanalarla rahatlatip kimsenin asfalyasini attirmadan şakalaşip gülüşmek. Kumrulari boyozlari halletmek.

Ankara da çok güzel günlerim oldu. Evliliğimin ve gençliğimin en güzel yillari bu şehirde geçti. Ara sira açar bakarim kutusunu belleğimin. İstanbul ise hep beni büyüler.Taşrali gibi hissederim ihtişami karşisinda kendimi. Oysa İzmir aklima geldi mi burnumun direği bir sizlar ki gözlerim yaşarir. Ne yapayim içime işlemiş işte İzmir’liyim seviyorum ben güzel İzmir’imi gavur İzmir’imi..

Oylum Özmen

21 Aralık 2006

SARIMSAKLI EKMEK


Şu ekmek makinalarının çıktığına sevinsek mi üzelsek mi bilemiyorum.Hem evde kendi hazırladığımız bir birinden lezzetli ekmekler yiyoruz hem de bu ekmekler o kadar lezzetliki tüketimi ister istemez artıyor.

MALZEMELER

ekmek makinanız ile birlikte verilen cup ölçü bardağını ve ölçü kaşıklarını kullanın.
1 cup ılık su
1 yemek keşığı tereyağı (erimiş)
1 yemek kaşığı yağsız süt tozu
1 yemek kaşığı taz şeker
1 ½ tatlı kaşığı tuz
1 ½ tatlı kaşığı kurutulmuş maydonoz
2 tatlı kaşığı sarımsak tozu
3 cup un
2 tatlı kaşığı aktif kuru maya


Yukarıda belirtilen sırayla ekmek teknesine malzemeleri koyun ve temel ekmek yapımını seçip (yaklaşık 3 saatlik bir program) makinanızı çalıştırın.Eğer makinanız yoksa hamurunuz kepekli ekmek tarifinde anlattığım şekilde mayalandırılmalı ve pişrilmeli.Makinanızın kabartma ve son yoğurma işlemini tamamladıktan sonra ekmeğin üzerine dilerseniz haşhaş tohumları yada arzu ettiğiniz herhangi bir şeyi serpebilirsiniz.
Özellikle tarhana çorbası gibi çorbaların yanında nefis oluyor.Ayrıca tereyağlı olarak brunchların yanında ve akşam üstleri çaylarında peynir domates ve yeşil biber eşliğinde epey rağbet görecek bir ekmek bu.Ben çok sevdim açıkçası.
Afiyet olsun

19 Aralık 2006

TİRAMİSU


İş arkadaşlarımdan Funda hepimize süpriz yaparak bizlere tiramisu ziyafeti çekti.Bende bu fırsatı kaçırmadım ve dilimler hızlıca yok edilmeden once fotoğraflayabilme fırsatı buldum. Hem pratik hemde leziz olan bu tarifi denemenizi tavsiye ederim.

MALZEMELER
-1 adet hazır kek

kreması için;
-2 yumurta sarısı
-1 yemek kaşığı mısır nişastası
-1 yemek kaşığı un
-2 çay bardağı şeker
-2,5 su bardağı süt
-1 paket vanilya
-1 paket labne peynir

keki ıslatmak için;
-1 büyük fincan sıcak su
-2 yemek kaşığı nescafe
-2 yemek kaşığı şeker
-isteğe göre 2 yemek kaşığı viski

HAZIRLANMASI

Kremayı yapmak için labne hariç bütün malzemeler muhallebi kıvamına gelinceye kadar pişirilir. Ocağın altı kapatıldıktan sonra karışıma labne peyniri ilave edilir ve iyice karıştırılır. Krema soğuduktan sonra keki ıslatmak için hazırlanan karışımla kekin altı ve üstü ıslatılır. Daha sonra soğumuş olan krema kekin ortasına ve üstüne sürülür. Son olarak da pastamızın üstüne ince delikli süzgeç yardımıyla bolca kakao serpilir.

Afiyet olsun
Funda İlhan