14 Nisan 2010

RÜZGAR BİZİ SÜRÜKLEYECEK



 

Zamanında defalarca dinlemekten bıkmadığım hala içimde kelebekleri uçuşturan melodisi nefis bir şarkı


 korkmuyorum yoldan
görmek lazım, tadına varmak
dalgalar belimizin oyuklarında
güzel olacak her şey burda
taşıyacak bizi rüzgâr

mesajın büyük ayıya
ve yarışın güzergâhı
kadife bir an
hiçbir işe yaramasa da
alıp götürecek rüzgâr

 
yok olacak her şey ama
taşıyacak bizi rüzgâr

sarılmalar ve kurşunlamalar
ve bizi delik deşik eden şu yara
sarayı başka günlerin
dünün ve yarının
taşıyacak onları da rüzgâr


genetik omuzlarda
kromozomlar atmosferde
galaksilere giden taksiler
ve uçan halımı
alıp götürecek rüzgâr

yok olacak her şey ama
taşıyacak bizi rüzgâr


ölü yıllarımızın şu hoş kokusu
şu kapını çalabilecek olan
sonsuz kaderler
birini tutuyoruz ve elimizde ne kalıyor?
alıp götürecek rüzgâr

deniz yine yükselirken
ve herkes hesaplarını yeniden yaparken
ben senin tozlarını götürüyorum
gölgemin kuytularına


taşıyacak onları da rüzgâr
yok olacak her şey ama

taşıyacak bizi rüzgâr

13 Nisan 2010

ALAÇATI OT FESTİVALİ


Bu Pazar günü yani 11.04.2010 da Alaçatı ot festivali eski camii meydanında yapıldı. Arada orta şiddette serin rüzgarın estiği ama güneşe geçince bu defa terlediğiniz tipik bir ilkbahar günüydü. Bence bir dahaki festivali leylek fırtınasının ortasına getirmemeye dikkat etmek gerekiyor. Cami restarasyonunun devam etmesinin yanısıra  ilk festival düzenlemesi olduğundan ufak tefek acemilikler görülmesine rağmen orijinal ve devamının gelmesini istediğim bir olay. Mutlaka meraklısının gidip görmesi gerekiyordu. Alaçatı belediyesini ve festivalin destekçilerini gerçekten gönülden tebrik ediyorum özgün ve güzel düşüncelerinden dolayı.

Ayrıca belirtmek gerekir ki  camii restarasyonu gayet başarılı olmuş.Taş ustaları tek tek her taşı ayarlayıp yerlerine yerleştirmişler ve şimdi Alaçatı'ya yakışır bir hale gelmiş Pazaryeri Camii.

Etkinlikler arasında en çok ot çesidini toplayabilme ve yöresel otlardan yapılmış yemek yarışmasıda vardı. Pazar yeri Camii alanında kurulan masalarda ise şarap tadımı (eyvah eyvah nasıl olur gavur İzmir'li gene yaptı yapacağını kimseninde umurunda değildi ) limonata ve butik kurabiye satışları organik ürünler bence en dikkat çekicilerindendi.Bizler dolanırken güzelim Ege Türküleri eşlik ediyordu ki  olayı yakalamanızı sağlayan taşı gediğine koyan türkülerdi onlar.

Limonata satan ablamız  ise süperdi. İzlemek de diyalog kurmakda çok eğlenceliydi. Oğlum 3. bardağı satın almayı kalkınca o kendine özgü tavrıyla "n'aapalım abla ben çok güzel yapıyorum ondan çocuklar doyamıyor" deyip son noktayı koydu.

Ama konu itibarı ile en çok ilgilendiğim yemek yarışmasıydı elbette. Juri adaylarının arasında Yunanistan’dan Elena Mavridi , Süreyya Üzmez, Hakkı Akbaykal, Ayhan Sicimoğlu ve Gökçen Adar'ın yaptığı yarışmada katılımcılar, şevketibostan, etli enginar, otlu bakla, Boşnak börekleri, zeytinyağlı sarmalar pırasa dolması  gibi tam 46 çeşit yemek ile  puan alabilmek için yarıştı. Sakız adasından festivali izlemek için gelen Danimarkalı Conny Traekaer ise dikkati çeken isimlerden biriydi.





Yemekler Jüri tarafından değerlendirilmesinin ardından halkın tadımına da sunuldu.

Ot Festivali'nde; Binbir Ot ' kategorisinde birinciliği 101 çeşit ot toplayan Semra Aktaş Erden , ikinciliği Azimez Naz , üçüncülüğü ise Recep Subaşı kazandı . ' Ot Aşı ' kategorisinde birinciliği Aysen Kadıbeşegil ' in hazırladığı " Kırk ot Salatası " , İkinciliği Şehnaz Uludağ ' ın " Güveçte Kuzu Etli Şevketibostan " yemeği , Üçüncülüğü ise Özlem Koç ' un " Enginar Çanağında Turpotu Salatası " elde etti.




Yemek yarışmasına katılan hanımlarda  bir heyecan bir heyecan yerlerinde duramıyorlar yıllardır evlerinde yemek yapa yapa ustalaşmış olan bu kadınlar yarışma heyecanı ile titriyorlardı. Biz yarışmacılardan Vesile hanım ve Yıldız hanım’la muhabbet etmeye doyamadık. Yıldız hanım’ ın nar ekşili ve çiprikalı (ege ve marmara yöresinde bulunan ve kekikgiller familyasından olan muhteşem kokulu bir bitkidir.) taze asma yaprağı ile yaptığı  zeytinyağlı sarmalar parmaklarınızı yedirtmekle kalmayıp offf daha yok mu dedirten türdendi. Vesile hanım ise ebegümeci sarması yapmıştı. Bildiğiniz ebe gümecinin iri yapraklarına yabani pırasa ve gelincik otu kullanarak yaptığı zeytinyağlı sarmada çok farklı bir lezzetti. Elimizde olsa yarışmadan sonra onu hiç tadım masasına göndermeyecektik. Hakikaten yemekler çok ilginçti. Bir çoğu aslında Egeli olanların öyle veya böyle tadıp duyduklarıydı ama kişisel deneyimlerden ve damak tadından kaynaklanan farkların yarışması çok özeldir her zaman. Bir müjde vereyim ilgilenenlere yarışmaya katılan tüm yemekler tarifleri ile birlikte kitap olarak kısa sprede yayınlacakmış.
Yemek tadımından sonra (tadımı biraz yanlış oldu çünkü biz yemekleri mideye indirdik) Camii meydanında oturup sakızlı kahvelerimiz yudumladık.Güzel ve çok keyifli bir gündü. Gelecek festivalde ben gene buradayım ve imkanı olan herkese kaçırmamalarını tavsiye ediyorum.

07 Nisan 2010

LEBLEBİ TOZU HELVASI

   Çocukken bakkallarda leblebi tozu satılırdı.Leblebi tozu yerken yusufff yusuf diye seslenerek arkadaşınızın yüzüne tozları uçurmak çok eğlenceliydi. Oğluma leblebileri öğütüp leblebi tozu yapmış olsamda onun için bir anlam ifade etmedi maalesef. Daha sonra "Uzak Köşe" de  bu tarifi buldum ve denedim.Aslında un helvasının daha az kavrulanı olarak da tanımlayabiliriz. Gördüğünüz gibi oranlar klasik helva oranları ile aynı. Ben sevdim ancak ben helvayı zaten her durumda severim.
   Leblebi ise ayrı bir hikaye. Kuru üzümle ne güzel olur ya leblebi şekerleri. Şu çerezciler bildiklerinden kapı önlerinde leblebiyi kavurup dumanını savurup insanları tavlamıyor mu zaten. Gene aynı şey oldu. O güzelim taze kavrulmuş leblebi kokusuna tavlandım ki hemde nasıl. Yiyebileceğimden fazla leblebi aldım. Güzelim sıcacıık tazelerin bayatlamasına gönlüm razı olmayınca imdadıma "Uzak Köşe" yetişti.

   Uzun lafın kısası denemenizi tavsiye ederim.

Malzemeler

*1 su bardağı Leblebi tozu
*1 su bardağı şeker (Esmer şekerde kullanabilirsiniz)
*1 su bardağı su ben süt tercih ediyorum
*1 yemek kaşığı sıvıyağ yada tereyağı

Hazırlanışı

  * Ayrı bir kapta bir bardak suyun içine sekeri ekleyip, şeker eriyene kadar kaynatın. Çok fazla değil sadece şeker erimesi yeterli.

  * Leblebiyi kahve öğütücüsünde iyice toz haline gelene kadar öğütün.Ya da benim gibi mutfak robotu kullanarak veya havanda havan eliyle eşinizin kol gücünü övdükten sonra ona dövdürerek de yapabilirsiniz.Ayrıca bazı aktarlarda hazır leblebi tozuda satıyorlar.Ancak ne kadar güvenilirdir bilemiyorum.

   * Teflon tavaya sıvıyağ koyup, leblebi tozunu aktarın ve hafifçe karıştırın.
Şekerli suyu yavaş yavaş leblebi karışımına ilave edip karıştırın ve helva kıvamına gelene pişirin. Demlendirin ve un helvası gibi kaşıkla şekil verin..


   Durun durun daha bitmedi..Evde leblebide yapabilirsiniz..Deneme yanılma yöntemi ile geliştirip değiştirebileceğiniz aşağıdaki yöntem le sonuca ulaşmanız gayet mümkün.Aldığım organik nohutları tüketemeyince ben leblebi yapmayı denedim ve başarılı oldumç. Size iki farklı tarif sunuyorum. 
Tarif 1

Malzemeler
* 1/2 kg. nohut

* 1 tatlı kaşığı kadar tuz

Yapılışı
1. Nohutu ayıklayın ve 1 gece önceden ıslatın.
2. Ertesi gün bir tencerede üzerine tuz ilave edildikten sonra nohutun suyunu çekene kadar kaynaması beklenir.
3. Sonra teflon tencerede (sacda yapılırsa daha iyi olur), haşlanmış nohutları yıkamadan kavurun

4. Sonra leblebiler ovulur ve kabukları ayrılır.

Tarif 2
   Bu tarif daha zor ve eziyetli. Ama orijinal leblebi yapma yöntemine daha yakın. Tamam itiraf ediyorum her ikisini de denedim ama daha kolay olduğu için birinci tarifi kullanıyorum artık.

*Nohut ayıklanarak sacda veya teflon tencerede kavrulur.Bu işleme tavlama denir.

*Tavlama naylon olmayan bez torbalara konularak iki gün dinlendirilir.Burada eskimiş pamuklu yastık kılıfı kullandım ben.

*İkinci kavurma yapılarak yine çuvallarda iki gün daha bekletildikten sonra kuru bir yere serilerek 15-20 gün dinlendirmeye bırakılır. Bu dinlendirme süresi az olursa, nohut leblebi olunca lezzetsiz olur.

*Birinci tavlamada yeterli şekilde kavrulmayan nohut son kavrulmada bölünerek kırığı çok olur. Bu kırık nohut tekrar kavrularak kırık leblebi yapılır.Yada leblebi helvası yapılır.

*Son tavlamadan sonra, su serpilerek tekrar bez torbalara konulur. Nemlendirilmiş nohut çuvalda bir gün bekletilir ve üçüncü kez kavrulur. Bu kavurmada nohudun kabukları soyulur.

*Bir veya iki gün sonra isteğe göre bu leblebi yeniden kavrularak tam leblebi olur ve yenilecek kıvama gelir.

   Afiyet olsun

18 Şubat 2010

Alıntıdır (Tüm İnsanlar Aynı Dili Konuşur)



Savaşa neden mi karşıyız?


Bir kere çocuklar ölmesin diye en başta.


Kefene sarılı minicik bedenler hiç çıkmayan izler bırakır rüyalarda.


Savaşa neden mi karşıyız?


Vurulmasın gençler sorgusuz sualsiz yol ortasında,dur ihtarına uymadı yalanıyla.


Savaşa neden mi karşıyız?


Erkekler iktidarlarını spermleriyle saldırarak göstermesinler diye,barışta asla ulaşamayacakları kadınlara.



Savaşa neden mi karşıyız?


Her birimizin içindeki katil dehşet saçmasın diye,karanlık, çıkmaz sokaklarda.



CHE

10 Şubat 2010

UN (KAŞIK) HELVASI

 İrmik helvasından daha çok sevdiğim ancak, şimdi nadiren yapma cesareti bulduğum çok sevdiğim bir helvadır. Özellikle buzdolabında soğuduktan sonra o kaşık şeklinden dolayı kaşık helvası diye adlandırdığımız bu nefis lezzeti çocuklarınıza bol bol yedirin. Nasıl olsa büyüdükçe nadiren yenebilecek lezzetler arasına girecekler arasında
Şimdiden afiyet olsun


MALZEMELER
2 bardak un
2 bardak şeker
2 bardak süt
1 paket tereyağı
1 paket çam fıstığı

YAPIMI

Hazırlanması oldukça basit.Öncelikle şekeri sütün içinde eritin.Dibi kalın bir tencerede un,yağ, fıstığı unun kokusu çıkıncaya dek harlı ateşte tahta bir kaşıkla kavurun.Rengi döndükçe ocağın altını kısın.Unun rengi koyulaşıp fıstıklar altın rengini alıncaya dek kavurmaya devam edin.Un helvasında unun kavrulması çok önemlidir.İyi kavrulmuş bir helva nefis olur.Rengini tutturamamak konusunda çok endişe etmeyin.Eğer tecrübeli değilseniz ilk aşamada hazırladığınız sütlü şerbete 1 yemek kaşığı kakao eklerseniz  ekstra bir bonusla servis edebilirsiniz.
Unun kavrulması tamamlandıktan sonra şerbetini yavaş yavaş ekleyin.Bu aşamada kaşık yerine tel çırpıcı kullanırsanız unun topaklanmasının önüne geçerseniz. Şerbetin tamamını ekleyince hızla karıştırmaya devam edin. Bu aşamada  helva kendini toplamaya başlayacak ve rengi parlaklaşacaktır.Hemen ateşten alın ağzını kapatarak dinlenmeye bırakın.Ilıyınca iki metal kaşık yardımıyla kaşık şekli vererek servis tabağına aktararak servis edin.


Afiyet olsun